top of page
  • Yazarın fotoğrafıAv. Selin Özceviz Erbay

BOŞANMA DAVASI

Boşanma Davası Nedir?


Evlilik, yasal boşanma sebepleri varsa anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davası açılarak ancak hakim kararı ile sona erdirilebilir. Tarafların boşanma ve boşanmaya bağlı diğer hususlarda anlaşmış olması durumunda anlaşmalı boşanma davası açmak daha hızlı ve ekonomiktir. Boşanma davası çekişmeli olarak açıldıktan sonra da davanın anlaşmalı boşanmaya çevrilmesinin önünde yasal olarak bir engel bulunmamaktadır. Boşanma davası, aile mahkemesinde, bu davaya özgü usul kuralları uygulanarak yürütülen bir dava türüdür.

Boşanma davasının açılması ile birlikte, nafaka, maddi ve manevi tazminat, velayet, mal paylaşımı vb. gibi boşanmanın eki niteliğindeki hukuki sorunların da çözülmesi gerekir. Boşanma davasının açılması ile birlikte eşler arasında yeni hukuki sonuçlar ortaya çıkar. Örneğin, boşanma davasının açılmasından sonra edinilen mallar eşler arasında yapılacak mal paylaşımına dahil edilmez.

Aile Mahkemesi, boşanma davası yargılaması sonucunda boşanma kararı verdiğinde, mal paylaşımı dışındaki tüm çekişmeyi ortadan kaldıracak nitelikte bir karar vermelidir. Mal paylaşımı davası ise boşanma davasının kesinleşmesinden sonra veya boşanma davası ile aynı zamanda açılsa bile ayrı bir dava şeklinde yürütülmelidir.


Boşanma Sebepleri Nelerdir?


Medeni Kanuna göre boşanma davası ''anlaşmalı boşanma davası'' ve ''çekişmeli boşanma davası'' olmak üzere iki şekilde açılabilir:


Anlaşmalı boşanma davası, yukarıda da belirttiğimiz gibi, her iki tarafın boşanmanın tüm sonuçları hakkında anlaşarak evlilik birliğini sona erdirilmesini talep ederek mahkemeye başvurmalarıdır.


Çekişmeli boşanma davası ise, taraflar arasında boşanmada hangi tarafın kusurlu olduğu, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet, ev eşyalarının paylaşımı vb. gibi konularda belli bir çekişmenin yaşandığı bir dava türüdür. Çekişmeli boşanma davasında, boşanma için mahkemeye başvuran taraf, aşağıda açıklayacağımız sebeplerden birini en az birini ileri sürmek zorundadır. Bu sebepler genel boşanma sebeplerinden ya da özel boşanma sebeplerinden biri veya birkaçı olabilir.


  • Genel boşanma sebepleri: Geçimsizlik, hakaret, şiddet, güven sarsıcı davranışlar, evlilik yükümlülüklerini yerine getirmeme gibi sınırsız sayıda neden genel boşanma nedeni vardır. Burada önemli olan husus, taraflardan biri açısından evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesidir.

  • Özel boşanma sebepleri: Bunlar ise kanunda sınırlı sayıda sayılmış olan özel boşanma sebepleridir. Bu sebeplerin oluşması durumunda tarafın evlilik birliğine katlanamayacak olduğu kabul edilir. Bu sebepler şunlardır:

- Zina (aldatma) nedeniyle boşanma davası (TMK m. 161) ,

- Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış nedenleri ile boşanma davası (TMK m. 162),

- Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme sebepleri ile boşanma davası (TMK m. 163),

- Terk Sebebiyle boşanma davası (TMK m. 164),

- Akıl Hastalığı sebebiyle boşanma davası (TMK m. 165).



Anlaşmalı Boşanma Davası Nedir?


Eşlerin mahkemeye birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi hâlinde yürütülen dava türüdür. Anlaşmalı boşanmanın mahkeme tarafından dinlenilmesi için evlliğin en az 1 yıl sürmüş olma şartı vardır. Tarafların boşanma konusunda anlaşmaları durumunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğu kabul edilir. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur.


Anlaşmalı boşanma davasının hakim tarafından dinlenilebilmesi için kanun bazı şartlar öngörmüştür.

Bu şartlardan ilki evliliğin en az 1 yıl sürmüş olmasıdır. Yani resmi nikah yapıldığı andan itibaren 1 yıl geçmeden anlaşmalı boşanma talebinde bulunulamaz. Hakim bu talebi dinlemeyecektir.

İkinci şart ise, eşlerin mahkemeye beraber başvurmuş ya da bir eşin açtığı boşanma davasını diğer eşin kabul etmiş olması gerekliliğidir.

Üçüncü şart, tarafların boşanma iradelerini hakim huzurunda bizzat açıklamalarıdır. Boşanma, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu için boşanma avukatının tarafların yerine geçerek müvekkillerinin boşanma iradelerini açıklaması mümkün değildir. Taraflar, anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için mutlaka hakimin belirleyeceği gün ve saatte hakim karşısında boşanma iradelerini bizzat açıklamak zorundadır.

Dördüncü ve son şart ise hakimin, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu ile ilgili düzenlemeyi uygun bulmasıdır. Tarafların, hakime sunmuş oldukları anlaşma şartlarındaki maddi-manevi tazminat, nafaka (İştirak ve yoksulluk nafaksı), çocukların velayeti, çocuklar ile kişisel münasebet gibi hususların hakim tarafından uygun bulunması gerekir. Hakim gerek görürse bu şartlarda değişikliğe gidebilir. Ancak hakimin yapmış olduğu bu değişiklikler taraflarca kabul edilmesi durumunda anlaşmalı boşanma gerçekleşebilir. Aksi durumda dava çekişmeli boşanma davasına döner. Bu nedenle anlaşmalı boşanma sürecinin tarafların istekleri doğrultusunda ilerlemesinin ve makul sürede sonuçlanmasının sağlanması için bir boşanma avukatından destek alınması faydalı olacaktır. Özceviz Erbay Avukatlık Bürosu olarak anlaşmalı boşanma davası sürecinde, tüm tecrubemiz ile danışanlarımızın her zaman yanındayız.


Çekişmeli Boşanma Davası Nedir?


Çekişmeli boşanma davası, özel boşanma nedenleri ve genel boşanma nedenleri olmak üzere iki ayrı sebeple açılabilir. Bu sebeplerin neler olabileceğini yukarıda açıklamıştık.

Türk Medeni Kanunu m. 161-165 maddeleri arasında düzenlenen özel boşanma sebeplerinin varlığının ispat edilmesi durumunda hakim boşanma ya da ayrılık kararı vermelidir. Bu sebeplerden birine dayanılarak açılmış boşanma davasında hakimin takdir yetkisi sınırlıdır. Özel boşanma nedenlerine dayanılması halinde boşanma davasını açan tarafın, özel boşanma nedeninin varlığını ispatlaması boşanma kararı verilmesi için yeterlidir. Özel sebebe dayanarak açılan davada mahkeme özel boşanma bebiyle açılan davayı reddederek, yargılama sürerken ortaya çıkan genel boşanma sebeplerine dayanarak boşanmaya karar veremez. Ancak özel boşanma sebebi ile açılmış bir dava daha sonra ıslah yoluyla genel sebeplerle açılan boşanma davasına dönüştürülebilir. Bu durumda da hakim genel ve özel boşanma sebeplerine dayalı tüm talepleri değerlendirerek karar vermek durumundadır.


Çekişmeli Boşanma Davaları ve Sebepleri


Zina (Aldatma) Nedeniyle Çekişmeli Boşanma Davası


Zina; eşlerden birinin, karşı cinsten eşi dışında biri ile kurduğu cinsel ilişki anlamına gelmektedir. Zina, aile birliğinde eşlerin birbirlerine karşı sadakat yükümlülüklerinin açık bir ihlalidir. Teşebbüs aşamasında kalan, zina yapıldığı görünümünü uyandıran olayların bulunması durumunda da zina sebebine dayalı açılan boşanma davasının kabulü gerekmektedir. Yargıtay da bu görüşü benimsemiştir.

Eşlerden biri, hem zina sebebine hem de genel boşanma sebebine dayalı olarak boşanma davası açabilir. Bu şekilde iki nedene dayalı olarak açılan çekişmeli boşanma davasında, zina sebebi ile davanın süresinde açılmaması sebebi ile reddi halinde, zinanın ispatlanması durumunda hakim, süre nedeniyle doğrudan zina sebebine dayanamasa bile genel boşanma (ortak hayatın temelinden sarsılması) sebebi ile boşanmaya karar verebilecektir.

Zina sebebi ile çekişmeli boşanma davası açma süresi, diğer eşin zina olayını öğrenmesinden itibaren altı ay ve her halükarda zina eyleminin bitmesinden itibaren beş yıldır. Bu süreler geçtikten sonra zina sebebine dayalı olarak açılacak davanın reddi gerekir.


Zina sebebi ile eşini affeden diğer eşin zina sebebine dayanarak dava hakkı yoktur. Af, açık olmak zorunda değildir örtülü de olabilir. Örneğin zinanın öğrenilmesinden sonra evliliğe bir süre devam edilmesi de af kapsamında değerlendirilir. Zina sebebi ile açılmış bulunan davadan feragat etmek de af niteliğinde olup, kişi aynı olaya dayanarak daha sora tekrar dava açamaz. Zina sebebi ile açılan boşanma davalarında, davacı, zina yapan eşten manevi tazminat talep edebilir.

Zina sebebine dayanılarak açılmış boşanma davalarında, çocukların velayetinin zina yapmış olan eşe verilmeyeceğini içeren bir kanuni dayanak yoktur. Çocukların velayetinin zina yapan eşe bırakılmasında çocukların üstün menfaati söz konusu ise hakim, velayetin, zina yapmış olan eşe verilmesine de karar verebilir.


Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedenleri ile Boşanma Davası


Hayata Kast, bir eşin diğer eşin yaşam hakkına karşı yönelik kasıtlı fiillerinin tamamını kapsar. Eşin fiilinden sonra diğer eşin yaralanması şart değildir, önemli olan kasıtlı bir hareket ile öldürme iradesinin ortaya konulmasıdır. Bu irade ''seni öldürürüm'' denilmesi sureti ile de ortaya konmuş olabilir.

Pek Kötü Muamele ise, eşe eziyet veren, acı çektiren, beden ve ruh sağlığını bozmaya yönelik davranışlardır. Bu eylemler belirli, sınırlı eylemler değildir. Hangi eylemin pek kötü muamele olduğunu somut olayın özelliklerine göre hakim takdir eder. Bir eşten diğer eşe yönelen ve evlilik birliğinin devam etmesini çekilmez kılan haksız eylemler pek kötü muamele tanımı içerisinde değerlendirilebilir.

Onur Kırıcı Davranış ise Yargıtay içtihatlarına göre ağır derecede onur kırıcı haksız hareket olarak kabul edilir. Eşi, toplum nezdinde aşağılama, küçük düşürme, hakarette bulunma ve sövme olarak ortaya çıkmaktadır. Bir davranışın, bu madde kapsamında boşanma sebebi olarak kabul edilebilmesi için belli bir ağırlığa ulaşması gereklidir. Eylemin onur kırıcı davranış olup olmadığını da yine somut olayın özelliklerine göre hakim takdir eder.


Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebi ile dava hakkı yine zinada olduğu gibi; eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Bu süreler geçtikten sonra artık bu madde hükmüne dayanılarak boşanma davası açılamayacaktır.

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebi ile eşini affeden diğer eşin dava hakkı yoktur. Af, örtülü ya da açık olabileceği gibi sözlü ya da yazılı da olabilir. Bu dava sebeplerinden birisinin meydana gelmesi halinde eşin savcılığa suç duyurusunda bulunma hakkı da vardır. Ceza soruşturması şikayetçi eşin, şikayetten vazgeçme talebi nedeniyle sona erdirilse bile, bu durum şikayetçi eşin boşanma davasında eşini af ettiği anlamına gelmez. Boşanmak isteyen eş, diğer eş hakkındaki ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında şikayetinden vazgeçmiş olsa da yine de bu madde hükmüne dayanarak boşanma davası açabilecektir.


Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebepleri İle Boşanma Davası


Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman çekişmeli boşanma davası açabilir. Hırsızlık, Dolandırıcılık, Rüşvet, Uyuşturucu Madde Kullanmak ve Ticaretini Yapmak vb gibi suçlar küçük düşürücü suçlara örnek olarak verilebilir.

Haysiyetsiz Hayat Sürme; basit bir ifade ile namus, şeref ve itibar değerlerine aykırı bir yaşam tarzı benimseme ve ona göre yaşamını idame ettirme olarak açıklanabilir. Bu yaşam tarzının süreklilik arz eden bir yaşam tarzı olması gerekir. Ayyaşlık, genelev işletmeciliği, kumarbazlık haysiyetsiz hayat sürme olgusuna örnek olarak verilebilir.

Küçük düşürücü suç işlenmesi veya haysiyetsiz hayat sürme hukuki sebeplerine dayalı boşanma davası her zaman açılabilir. Yukarıda saydığımız özel boşanma sebeplerinin aksine eşlerden birisinin diğer eşi affetmiş olması, bu sebebe dayanarak boşanma davası açmasına engel değildir. Bu madde sebebine dayalı olarak açılan boşanma davaları, herhangi bir süre ile sınırlanmamıştır. Nitekim bu halde bir ''süreklilik'' söz konusudur.


Terk Sebebiyle Çekişmeli Boşanma Davası


Medeni Kanun’un 164.Maddesinde

‘’Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hakim “veya noter” tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hakim “veya noter” , esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi halinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilan yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.’’’ Şeklinde bu husus açılmıştır.

Terk sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasında herhangi bir hak düşürücü süre sınırlaması yoktur. Terk eden eşe karşı bu dava her zaman açılabilir.



Akıl Hastalığı Sebebiyle Çekişmeli Boşanma Davası


Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, bu eş boşanma davası açabilir. Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmelidir. Akıl hastalığının evlilik birliği devam ederken ortaya çıkması gereklidir. Akıl hastalığı sebebi ile genel boşanma sebeplerine dayanılarak boşanma davası açılamaz çünkü akıl hastalığına yakalanan eşin hastalığı sebebi ile yapmış olduğu ve ortak yaşamı çekilmez kılan kusurlu hareketler iradi olmadığından kusur atfedilemez.

Akıl hastalığı sebebi ile açılacak olan boşanma davası herhangi bir hak düşürücü süreye tabi değildir. Bu sebebe dayanarak boşanmak isteyen eş bu davayı her zaman açabilir.


Genel Boşanma Sebepleri Nelerdir?


Ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede evlilik birliğinin temelinden sarsılması halinde, eşlerden her biri çekişmeli boşanma davası açabilir. Genel boşanma sebepleri sınırsızdır çünkü evlilik birliğinin ortak hayatı sürdüremeyecek kadar temelinden sarsılmasının birbirinden farklı nedenleri bulunabilir. Bu durumda kişilerin sosyal, ekonomik, kültürel vs. gibi durumları göz önünde bulundurulur.


Yukarıda incelediğimiz üzere, özel (mutlak) boşanma nedenleri varsa, bu özel nedenlerin oluşmuş olduğunun ispatı, boşanma nedeninin ispat edildiği anlamına geldiğinden hakim, boşanma ya da ayrılık kararı vermek zorunda tutulmuştur. Özel boşanma sebeplerinde tarafların kusur oranlarının bir önemi yoktur. Özel boşanma sebeplerinden birisinin ispatı bu sebebe dayanarak boşanma davası açan tarafın kusurunu önemsiz hale getirmektedir. Ancak, genel boşanma sebepleriyle açılan boşanma davasında mutlaka karşı tarafın kusuru ispatlanmalıdır.


Genel boşanma sebeplerinde eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede evlilik birliğini sarsan her türlü davranış, bir olgu olarak bu davaya konu edilebilir. Hakim, tarafların birbirlerine isnat ettikleri olgular karşısında kusur oranlarını belirler ve bu kusur oranlarına göre;

  • Davacı daha kusurlu ise ve davalı boşanma davasına itiraz etmiş ise hakim, boşanma davasının reddine karar verir. Bu durumun İstisnası TMK 165/2 de düzenlenmiştir: “Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”

  • Davacının kusuru daha az ise davalının yapacağı itirazın hiçbir önemi yoktur. Hakim boşanma davasını kabul ederek boşanma kararı verir.


Yargıtay İçtihatları ile bazı vakıaların evlilik birliğini temelden sarstığı kabul edilmiştir. Yargıtay tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açtıkları kabul edilen bazı vakıalar şunlardır:

  • Güven sarsıcı davranışlar,

  • Cinsel ilişkiden kaçınma,

  • Eşi doğal olmayan yoldan cinsel birleşmeye zorlama,

  • Eşlerin aile bireylerine kötü davranması ve hakaret etmesi,

  • Aşırı borçlanma sebebi ile icra takibine maruz kalma,

  • Eşini sevmediğini beyan etme,

  • Eşinin bağımsız konut isteğine duyarsız kalma,

  • Eşin ev işlerini yapmaktan kaçınması,

  • Eşlerin çocuklarının bakımı, eğitimi vs. ilgilenmemesi,

  • Evlilik sırlarının başkalarına anlatılması,

  • Eşin ahlaksızlıkla itham edilmesi

gibi davranışlar Yargıtay tarafından boşanma sebebi olarak kabul edilmektedir.


Medeni Kanun, m. 166/3-4 fıkralarında şu iki durumda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğu özel olarak düzenlenmiştir:

  • Evliliği en az 1 yıl sürmüş eşlerin anlaşmalı boşanma davası açması, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını gösterir (MK m.166/3).

  • Ortak hayatın yeniden kurulamaması sebebiyle boşanma davası açılması halinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilir (TMK 166/4).


Ortak hayatın yeniden kurulamaması nedeniyle çekişmeli boşanma davası şartları şunlardır:


Açılmış bulunan boşanma davasının reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak 3 yıl geçmesi hâlinde, ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Ortak hayatın yeniden kurulamamış olduğunun ispat edilmesi hakimin boşanmaya karar vermesi için yeterlidir.

Tarafların geçici bir süreliğine ancak ortak hayatı yeniden kurma iradesi gütmeden bir araya gelmiş olmaları ortak hayatın yeniden kurulduğu anlamına gelmemektedir.


Boşanma Davasında Ev Eşyaları, Çeyiz ve Şahsi Eşyaların Paylaşılması


Ev eşyaları, çeyiz ve diğer şahsi eşyaların teslim edilmesine yönelik talepler boşanmanın fer'i niteliğinde talepler değildir. Bu nedenle, boşanma davası ile birlikte dava edilmesi mümkündür fakat şart değildir. Boşanma davası sona erdikten sonra da dava edilebilir. Ev eşyaları, boşanma davası ile birlikte talep edilmese bile, “eşyaların aynen iadesi” zamanaşımına tabi olmadan her zaman istenebilir.

Ev eşyalarının aynen iadesi mümkün değilse eşyanın bedeli istenebilir. Ancak, boşanma davası ile birlikte mahkemeden talep edilmeyen eşyanın bedelini talep hakkı, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık dava zamanaşımına tabidir. Çünkü, eşyanın bedelinin ödenmesi şeklindeki talepler tazminat niteliğindedir.

Ev eşyaları, kişisel eşyalar ve çeyiz eşyalarının iade edilmesi veya bedelinin ödenmesi talebi boşanmanın eki niteliğinde olmayan bağımsız talepler olduğundan, bu taleplerle ilgili ayrıca harç ödenir.


Düğün Takıları Kime Aittir?


Yargıtay’ın son içtihadına göre (HGK-K.2020/240), düğün takılarının kime ait olacağına ilişkin kurallar şu şekilde özetlenebilir :

1-) Kadına Takılan Takılar: Kadına takılan her türlü ziynet eşyası ve para gibi ekonomik değerler kadına aittir.

2-) Erkeğe Takılan Takılar: Erkeğe takılan ziynet eşyasından kadına özgü olanlar (örn, bilezik, kolye vs) erkeğe takılsa bile kadına ait olacaktır. Erkeğe takılan çeyrek, yarım, tam altın gibi takılar ve paralar ise erkeğe ait olacaklardır.

3-) Paylaşım Anlaşması: Eşler arasında ziynet eşyası ile diğer ekonomik değerlerin (para vb.) nasıl paylaşılacağına dair bir sözleşme yapılmışsa, bu sözleşme geçerli kabul edilecektir.


Düğün takıları kişisel mal olarak kabul edildiği için boşanmada mal paylaşımı hesaplamasına da dahil edilemez.


Düğün takılarının evlilik içinde ortak ihtiyaçlara veya düğün masraflarına harcanması, takılarla erkeğin borcunun ödenmesi vb. gibi nedenlerle elden çıkması halinde dahi kadının boşanma halinde düğün takılarını erkek eşten talep hakkı vardır. Kadın, özgür iradesiyle düğün takılarını “iade edilememek” şartıyla erkeğe vermişse, takıları geri isteye hakkı olmaz. Ancak takıların kadın tarafından ''iade edilmemek '' üzere kendisine verilmiş olduğunun ispat yükü erkeğe aittir.

Düğün takıları ile ilgili açılan davanın terditli dava şeklinde açılmasında yarar vardır. Yani, mümkünse ziynet eşyalarının aynen iadesi, mümkün değilse takıların bedelinin ödenmesine karar verilmesi talep edilmelidir.

Boşanma davası dilekçesi ile talep edilmeyen ziynet eşyaları, ıslah dilekçesi verilmek suretiyle talep edilemez. Bu durumda, ıslah yerine ziynet eşyaları için ayrı bir dava dava açılarak açılan bu davanın boşanma davası ile birleştirilmesi talep edilmelidir.


Boşanma Davasında Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?


Boşanma davasının açıldığı tarih mal rejiminin de tasfiye edildiği tarih olarak kabul edimektedir. Bu demek olur ki; boşanma davasının açıldığı ana kadar evlilik birliği içerisinde edinilen mallar mal paylaşımına dahil edilir. Medeni Kanun’a göre 01.01.2002 tarihinden itibaren eşler arasında “edinilmiş mallara katılma rejimi” geçerlidir. Yani, boşanmada mal paylaşımı halinde, mallar eşler arasında yarı oranında bölüşülecektir.

Uygulamada mal paylaşımı davaları boşanma davalarıyla aynı anda, fakat ayrı bir dava şeklinde açılmaktadır. Mal paylaşımı davası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından görülmektedir. Mal paylaşımı davası ile katılma alacağı ve katkı payı alacağı kalemleri talep edilir.







Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Yazı: Blog2_Post
bottom of page